stu nicholls dot com | menu - Professional dropdown #3
  Zorunlu Açıklama !

29 Temmuz 2014 Salı   


HSYK atamalarında Cumhurbaşkanı ve Meclis`e yetki verilmesini nasıl buluyorsunuz?
Olumlu
Olumsuz
Yorum Yok
 


 
 
 
 
 
 
 Aklınıza Takılan Sorular ve Cevapları  

 

A.Ş. iflası durumunda personel hakları


A.Ş. iflası durumunda çalışanların kıdem,ihbar ve kullanılmayan izinlerden dolayı alacaklarımızın durumu ne olur? Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi verilmesini rica ederim.

Soruyu Cevaplayan : Nizam İpekçi

Öncelikle sorunuzun, İflas ya da İflasın ertelenmesi hallerinden hangisine girdiğinin açık olarak belirtilmesi gerekir Her iki seçeneğe göre verilen bilimsel cevaplarımızı ve kaynaklarını 7 Ağustos 2009 tarihli Yayınlanmamış E,İFLASIN ERTELENMESİ adlı E- Kitabımızın eş sayfalarından alıntı şeklinde aynen aktarıyoruz: İflasın ertelenmesi kararının etkileri: İflasın ertelenmesine ilişkin karar, İflasın, tatili, etkisi yaratır (karş. İİY. m. 206/1). İflasın ertelenmesi süresince zamanaşımı işlemez; yani, durur. İcra ve İflas Kanunu m.179/b, 1. fıkrası ile ; “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren süreler işlemez.” denilmek suretiyle, ‘Erteleme Kararının Etkileri’ başlığı altında genel kural getirilmiş ve TTK’nun 324. maddesinde açıkça yer almayan erteleme kararının sonuçlarına ilişkin önemli bir düzenleme yapılmış ve özellikle erteleme ile birlikte genellikle verilen takip yasağına rağmen zamanaşımına uğrama riski nedeniyle yapılmakta olan lüzumsuz takip ve işlemler de önlenmek suretiyle, zaten mağdur durumda olan alacaklıların gereksiz masraf yapmalarının da önüne geçilmiştir. Bu masrafların rehin konusundan tenzili aynı zamanda rehin değerini de azaltmaktadır. Ancak, itiraz konusu 2. fıkra ile getirilen kural sonucu rehinli alacaklara bir ayrıcalık tanınmakta, muhafaza tedbirleri ile satış hariç takipler devam etmekte ve erteleme süresinde işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayacak faizlere teminatlandırılma zorunluluğu getirilmektedir 4949 sayılı Kanunun gerekçesinde aynen: “… Yeniden yapılandırılmaya ilişkin hükümler getirilmek suretiyle borçlu işletmelerin mevcut mal varlığının öncelikle korunması, bilahare değerinin artırılması, tasfiye ve yeniden yapılandırma arasındaki hassas dengeye ulaşılması, bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil bir çözümün gerçekleştirilmesi, borçlunun malvarlığının münferit alacaklılar tarafından zamanından önce tasfiyesinin önlenmesi ve dolayısı ile alacaklılar arasında eşitliğin sağlanması …” denilmek suretiyle düzenlemenin temel esasları açıklanmış bulunmaktadır. Ancak, 1. fıkrada konulan genel kurala getirilen bu istisna ile bütün alacaklıları kapsayan adil bir çözümü engellemektedir. Gerçekten, başvuru dilekçesinde yer alan “Diğer alacaklar için takipler dururken, bu alacaklar için devam ettirilmesi; keza, devlet alacakları, işçi alacakları ve belki de erteleme sonucu son derece güç duruma düşebilecek diğer alacaklılar için teminat aranmazken, zaten öncelikli olarak mevcudu paylaşan rehinli alacaklılara bu şekilde imtiyaz tanınması haklı değildir. Diğer önemli bir husus, bu ayrıcalıkların tanınması halinde, uygulamadaki bir çok olayda, ‘iflasın ertelenmesi’ kurumu fiilen uygulanamaz hale gelebilecektir.” değerlendirilmesine hak vermemek mümkün değildir. İcra ve İflas Kanunu, İpoteğin Paraya Çevrilmesi başlığı altında madde 150/f de Muvakkat Rehin Açığı Belgesini düzenlemiştir. Anılan düzenleme ile borçlunun diğer alacaklıları ile eşitlik sağlanmış ve rehinle karşılanamayan alacağını rüçhansız olarak takip edilebileceği hükme bağlanmıştır. Olağan koşullarda rehin sahibi rehinle karşılanmayan alacağını rüçhansız olarak diğer alacaklılarla eşit biçimde takip hakkına sahiptir. Hakkında iflasın ertelenmesi kararı bulunan borçlunun diğer alacaklıları yasa gereği takip yapamazken rehinli alacakların normal koşullardan daha fazla hak sahibi olmaları ve rehinle karşılanmayan alacakları için yeniden teminatlandırılmaları eşitlik kurallarına aykırıdır. Kamu alacaklarının ana paralarının dahi hiçbir teminatı yokken ve borçluya karşı icra takibi yapamazken rüçhanlı alacaklının takip yapabilmesi ve dahi rehinli maldan karşılanamayacak alacağının iflasın ertelenmesi sürecinde diğer alacaklılar ve kamu aleyhine teminatlandırılarak rüçhanlı hale getirmesi eşitlik ilkesine aykırıdır. İİK. m. 179/b, 2. fıkra Anayasa’nın 2, 10 ve 11. maddelerine aykırı olduğu gibi; çoğu zaman bu kural gereğince yapılacak işlemler 2 yıllık erteleme süresi içinde dolup tekrarlanmak zorunda olduğundan Anayasa’nın “Usul Ekonomisi”ni düzenleyen 141. madde son fıkrasıhükmüne de aykırıdır. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Bu balgamda, İcra ve iflas hukukunda temel ilke, alacaklı ve borçlunun hak ve menfaatlerinin belli bir denge üzerinde korunmasıdır. İİK.nun 145 vd. maddelerinde,rehinli alacaklar, diğer alacaklardan farklı bir statüde bulunmaktadırlar ve İcra ve İflas Kanunu’nda rehinle temin edilmiş alacaklar için farklı hükümler öngörülmüştür. O nedenle, yukarda ileri sürdüğümüz sebebeplerle imtiyazlı alacaklara getirilen takip hakkının Anayasaya aykırılığı iddia edilebilirse de, bu iddia, yine İİK’nun aynı konudaki öncelikli ve uygulanagelen ilkeleri ile zıtlık teşkil etmez (Bkz. Aynı yönde, Anayasa Mahkemesi‘nin: 17.4.2007 T; 2003/109 E; 2007/51K, s. kararı Gerekçesi; RG.T. 25.Ekim 2007; RG.S: 26681): İflasın açılması kararı, müflis hakkındaki diğer takipleri durdurur; bu kararın kesinleşmesiyle belirtilen takipler düşer. Çünkü, müflise ait haczi kabil mallar ve haklar, iflas masasına intikal eder. Burada duran müflise karşı yapılan icra takipleridir. Müflisin üçüncü kişilere karşı yaptığı icra ise devam eder. Eş deyişle, iflasın açılması ile muaccel (istenebilir) hale gelecek olan müflisin borçlarıdır. Alacaklar iflasın açılması ile muacceliyet kazanmaz. İflasın açılması ile, müflisin borçları muaccel (istenebilir) hale gelir (m. 195). Muaccel hale gelecek olan müflisin salt borçlarıdır. Alacaklar iflasın açılması ile muacceliyet kazanmaz. İİY’sı m. 196 hükmünce iflasın açılması ile müflise karşı tüm alacakların faizleri işlemez, durur. Bu sonuçta yine müflisin borçları yönünden geçerli olur alacakları yönünden uygulanmaz. İflas kararı yönünden diğer önemli bir sonuç, borçlu iflas kararı ile iflas kararının ilanı arasında müflise olan borcunu ödemişse (İİY. m. 192 tümce:3) ve borçlunun iflasından haberi yoksa (MY. m. 3) borcundan kurtulur. Müflisin borçluları iflasın açılmasının ilanından itibaren 1 ay içinde kendisini ve borçlarını bildirmek zorundadır (İİY. m. 219/II tümce: 3). Müflisin borçlusu iflas idaresi seçilmemişse borcunu iflas dairesine, iflas idaresi seçilmişse iflas idaresine bildirecektir. Müflisin borçlusu borcunu geçerli bir özrü olmaksızın iflasın açılması ilanını öğrendikten başlayarak 1 ay içinde yetkili ye bildirmezse icra mahkemesi’nce hafif para cezasına çarptırılır (İİY. m. 336; TTY. m. 24). Borçlu tarafından bildirilmeyen, savsanan bu borç iflas idaresine müflis tarafından da bildirilebilir. Bu olgu müflisin defterlerinin iflas idaresince incelenmesinden de anlaşılabilir. Müflisin borçlusu borcunu ödemezse (vadesinde ödemezse) müflisin yerine geçen iflas idaresi borçluya karşı icra (veya iflas) takibi açar veya dava açar (m. 229/I). Takas olgusu koşulları var oldukça iflas alacakları yönünden de aynen geçerlidir. Müflisin iflas kararı ilanının yayınlanmasından önce üçüncü kişilerle yöntemine uygun yapmış bulunduğu kira sözleşmesi iflasla sona ermez. Kira sözleşmesi yapıldığı önel kadar devam eder. Ancak kira paraları müflise değil, iflas idaresine ödenir (İİY. m. 219/II tümce: 4). Müflisle ilgili hukuk davalarına ilişkin İİY. m. 194’teki özel hükümler saklıdır. Şu var ki, rehinli alacaklıların “rehnin paraya çevrilmesi yoliyle yaptığı” takip (bu alacaklı razı olmadıkça) durmaz; takip iflas masasına karşı sürer7. İflasın açılması ile hükümsüz olan müflisin tasarrufi işlemleridir. Ayrık olarak, müflisin borçlanma işlemleri (iltizami muameleler) yapması yasak değildir. Bu bağlamda, söz gelimi, müflis masaya giren bir malı üçüncü bir kişiye satabilir. Eş deyişle, o mala ilişkin bir satış sözleşmesi, borçlanma işlemi iltizami muamele gerçekleştirebilir. Ancak, müflis borçlu yaptığı bu satış sözleşmesinden kaynaklanan borcunu (BY. ve MY. bağlamında mülkiyeti devir ve nakletme borcu) yerine getiremez. Yani, iltizami muameleye konu olan eşya üzerinde tasarruf işlemini gerçekleştiremez. Buna karşın müflisin yapmış olduğu satış sözleşmesi olağan bir sözleşme derecesinde geçerlidir. İflasın kaldırılması konumunda müflisle yapılan satış sözleşmesine dayanılarak önceki müflisten (borçlu) satış sözleşmesine konu malın tesliminin ve mülkiyetin kendisine devri (nakledilmesini) isteminde bulunabilir. İflasın açılmasından sonra müflis hiçbir ödeme kabul edemez (İİY. m. 192). İflas ilan edildikten sonra müflise yapılan ödemeler masaya karşı mutlak biçimde hükümsüzdür (geçersizdir). İflasın açılmasından önce müflise karşı başlamış olan takipler iflasın açılması ile durur. Ve iflas kararının kesinleşmesi ile düşer. Bu bağlamda, iflasın tasfiyesi önelince müflise karşı yeni bir icra takibi yapılamaz. Takip yapma yasağı: İflas açıldıktan sonraki takip yapma yasağı; iflastan önce doğmuş olan alacakları kapsar. İflastan sonra doğmuş olan alacaklar için müflise karşı takip yapılabilir (İcra Mahkemesi 24.10.1975 Bischk [İsv. İcra İflas Yasası]1982/3 sh. 109, 110). Müflisin mal varlığına giren ve iflasın açılması ile duracak takipler: - İlamlı (m. 32), - İlamsız (m. 58 vi.), - Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip (m. 167 vi.), - Genel iflas (m. 155 vi.), - Kambiyo senetlerine özgü iflas (m. 167, 171 vi.), - Teminat gösterilmesine ilişkin takipler, - Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin takipler (rehnedilen malın müflise ait olduğu; m. 145 vi.), - 6183 s. y.’ya göre tahsil dairesince yapılan takipler. İflasın açılması ile durmayacak takipler - Çocuk teslimine ilişkin ilamların icrası (m. 25), - Çocukla şahsi ilişki sağlanmasına ilişkin ilamların icrası (m. 25/a), - Müflis aleyhine başlamış ilamsız tahliye takipleri (m. 269-276), - Gayrimenkullerin tahliye ve teslimine ilişkin ilamların icrası (m. 26 vi.), - Menkul teslimine ilişkin ilamların icrası (m. 24). Bu durumda şöyle bir ayrıma gitmek gerekir. Müflisin elinde bulunan malın mülkiyeti müflise ait değil de, üçüncü bir kişiye aitse bu halde menkul teslimi hakkındaki icra takibine müflise karşı mal masaya girmişse masaya karşı, devam edilebilir. Mal masaya girmemişse alacaklı malın ederini (m. 24/IV-V) iflas alacağı olarak masaya yazdırır. İflasın açılmasından önce borçlunun malları haczedilmişse bu mallar mutlak surette iflas masasına geçer (m. 186/I). Ayrık olarak, hacizli mallar iflasın açılmasından önce satılmışsa müflis hakkındaki takipler iflasın açılması ile durmayacağı gibi;düşmez. Eş deyişle, bu takipler iflas kararına karşın sürdürülür ve paralar haciz koyduran alacaklılara alacakları oranında paylaştırılır (m. 186/II). Zorunlu dava arkadaşlarından biri iflas ederse bu tür davaların özel niteliği gereği müflis borçlu hakkındaki davayı ayırma olanağı bulunmadığından bu halde de, davanın durmayacağı açıktır. Ancak, ihtiyari dava arkadaşlarından birinin iflası halinde yargıç borçlu müflise ait davayı diğerlerinden ayırarak durdurur. Ötekiler hakkındaki davaya devam edilir. Müflis borçlunun fer’i katılma (müdahale) yolu ile katılmış olduğu davalar da iflasın açılması ile durmaz. Buna karşın, asli katılma konumunda asli katılan özerk (müstakil) davacı konumunda olduğundan asli katılanın iflas etmesi halinde ilk dava ve asli müdahale sonucu görülen dava (asli müdahale davası) durur. « 1 » "İflasın ertelenmesi" kararına rağmen borçlu hakkında icra takibinde bu¬lunmuş olan alacaklının bu takiple ilgili olarak yapacağı "haciz talebi"nin reddi¬ne karar verilmesi gerekeceği- İİK.nun 179ib madde hükmü gereğince iflasın erte¬lenmesi kararı üzerine, borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu nedenle, 27.10.2005 tarihinde iflasın ertelenmesi kararından sonra, alacaklının 15.11.2005 tarihinde takip yapmasında yasal imkan bulunmadığından, bu takibe dayalı olarak yapılan "haciz talebinin kabulüne" dair kararın iptaline karar vermek gerekirken, olayda uygulanma yeri bulunmayan iflas kararına ilişkin hükümlerde geçerli olan İİK.nun 206/1 maddesinin dikkate alınarak "şikayetin reddine" karar verilmesi isabetsizdir (Y.12.HD., 18.7.2006 T., 13103 E., 15927 K.) İflasın Ertelenmesinde İhtiyati Tedbir Kararının Durumu ve Tartışılması « 1 » Mahkeme kararında "rehinle temin edilmiş alacağın erteleme süresince iş¬leyecek faizi yönünden teminat gösterilmemesinin neticesinin belirtilmemiş olması"nın -İİK. 179b/II hükmü nedeniyle- sonuca etkili olmayacağı- İflasın ertelen¬mesine ilişkin Ziraat Bankasının temyizine gelince; İcra ve İflas Kanunu`nun 179/b-2 hükmündeki düzenleme karşısında, mahkeme kararında rehinle temin edilmiş alacağın erteleme süresince işleyecek faizi yönünden teminat gösterilmeme¬sinin neticesinin belirtilmemiş olması hüküm sonucuna etkili görülmemiştir (Y.19.HD., 19.6.2008 T., 244 E., 6888 K.) « 2 » İflasın ertelenmesi talebi üzerine mahkemece verilen "…. davacı şirket hak¬kında yapılmış ve yapılacak takiplerin………… ihtiyati tedbiren durdurulmasına………." şeklindeki karar uyarınca, "bu tedbir kararından önce yapılmış olan takiplerin -şikayet üzerine durdurulmasına" karar verilmesi gerekeceği- Borçlu şirketin başvurusu üzerine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi`nce 26.07.2007 tarih ve 2007/572 E. sayılı ve verilen kararın 5 nolu bendinin (a) fıkrasında "İİK.nun 1 79/b maddesine göre alacaklıların ve borçluların hak ve çıkarlarının dengeli bir şekilde korunması için şirketin faaliyetinin devam etmesi için, davacı şirket hakkında yapılmış ve daha sonra yapılacak takipleri de gayrimenkul ve menkul haczi yapılma¬sının önceden yapılan satışların da önlenmesinin ihtiyati tedbiren durdurulması¬na" karar verilmiştir. Alacaklı tarafından, borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi 04.07.2007 tarihinde başlatılmıştır. Sözü edilen tedbir kararı gereğince "işbu takibin durdurulması" gerekirken, icra müdürlüğünce başvurunun itiraz olarak değerlendirilip "borçlunun isteminin reddi" yönünde iş¬lem yapılması doğru olmadığından, mahkemece "şikayetin kabulü" gerekirken ya¬zılı gerekçe ile reddi isabetsizdir (Y.12.HD. 10.6.2008 T., 9250 E., 12052 K.) « 3 » Takibe konu bonoların "işçilik hakkı" olarak borçlu tarafından alacaklıya verilmiş olduğunun anlaşılması halinde, İİK`nun 206. maddesinin 1. sırasının (A) bendi ile erteleme talebi üzerine, mahkemece tensip kararı ile verilen "tedbir ka¬rarı"nın gözönünde bulundurularak şikayetin sonuçlandırılması gerekeceği- İs¬tanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/60 esas sayılı iflasın tespit ve ertelen¬mesine ilişkin davanın tensip ara kararının a bendinde; "erteleme talep eden davacı şirket hakkında yapılmış ve yapılacak (İİK.nun 206. maddesinin 1. sırasında yazılı alacaklara ilişkin olanlar hariç olmak üzere; 6183 sayılı AATUHK dayalı olanları da kapsar şekilde) hangi sebebe dayanırsa dayansın icra takipleri ile ihtiyati haciz ve tedbir uygulamalarının takas-mahsup ve temlik uygulamalarının ve İİK.nun 89/1. maddesi ihbarnamelerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir)." Konuyla ilgili İİK.nun 206. maddesinin 1. sırasının (A) bendinde aynen; "işçi¬lerin ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içerisinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatı ile ilgili alacaklar ile iflas nedeni ile iş ilişkisinin sona ermesi ile hak edilmiş ihbar ve kıdem tazminatları..." yasal düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda takibe konu edilen bonoların işçilik hakkı olarak borçlu tara¬fından alacaklıya verildiği, gerek bono metinlerinden, gerekse Bakırköy 6. Noterli¬ğinin 27.6.2006 tarih ve 9786 yevmiye nolu ihbarnameden anlaşılmaktadır. Sözü edilen alacak yukarıda açıklanan İİK..nun 206. maddesinin 1. sırasının (A) bendin¬de öngörülen alacaklar kapsamından olup-olmadığı ve tedbir kararının a bendi de gözönünde bulundurularak şikayetin sonuçlandırılması gerekirken, eksik incele¬me ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir (Y.12.HD., 3.6.2008 T., 8796 E., 11430 K.) « 4 » İİK.nun 206. maddesinde yazılı bulunan “iflasın açılmasından önceki bir yıl” ifadesiyle belirlenen sürenin, iflasın ertelenmesinde “erteleme kararının verildiği tarihten önceki bir yıl”olarak kabulü gerekeceği, İİK.nun 179/b maddesinde (Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur..) düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3. bendinde ise, (206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.) biçiminde öngörülen istisna hükmü esas alındığında, İİK.nun 206/1. maddesinde yazılı olan (işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedenleriyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları) bakımından, haciz yolu ile takip yapılmasının mümkün olduğu sonucuna varılmalıdır. İİK.nun 206. maddesinde yazılı bulunan “iflasın açılmasından önceki bir yıl” ifadesiyle belirlenen sürenin; iflasın ertelenmesinde “erteleme kararının verildiği tarihten önceki bir yıl” olarak kabulü gerekir. Ticaret Mahkemesince borçlu hakkında 21.6.2006 tarihinde iflasın bir yıl ertelenmesine karar verilmiş, 21.6.2007 tarihinde de bu süre bir yıl uzatılmıştır. Sözü edilen bu kararda “takibin devamı” hususunda bir açıklık bulunmaması, yukarıda açıklanan İİK.nun 179/b/3 ve aynı kanunun 206/1. maddelerinde işçilere tanınan bu hakkın kullanılmasına engel teşkil etmez. O halde “şikayetin kabulü” yerine yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir (Y.12.HD., 26.5.2008 T., 8199 E., 10617 K.; bkz. Aynı yönde Y.12.HD., 25.2.2008 T., 606 E., 3387 K.)


Geldiğiniz sayfaya geri dönmek için tıklayın
 
İdeal Hukuk Bürosu İdeal Hukuk ve Düşünce Derneği www.hasansen.av.tr

Bu Site İdeal Hukuk Bürosu'nun Bir Portal Hizmetidir. Tüm Hakları İdeal Hukuk Bürosu'na Aittir.